Ana içeriğe atla

Kayıtlar

fazıl say etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Murat Menteş'ten arabesk yorumu

Selçuk Orhan ve Selman Bayer ’in Orhan Gencebay’a değindikleri yazıları okuyunca şaşırdım kaldım. Orhan Gencebay tekke edebiyatından, halk şiirinden, senfonik müzikten, Rock’n Roll’dan, Klasik Türk Müziği’nden… etkiler almış, ilginç bir besteci. Albümleri, toplamda Bob Dylan albümlerindan daha fazla satmış. Yani epey ilgi görmüş. Faşist resmî ideolojinin Batılılaşma algısına zıt, tamamiyle sivil bir enerji taşıyan Gencebay müziği yıllar yılı yasaklandı. Bu durum, elbette Gencebay müziğinin muteber olduğunu tek başına kanıtlamaz. Fakat Gencebay müziğinde ifadesini bulan ‘derdi’ tükenmişlik duygusu olarak nitelemek akıl kârı mıdır? Tamam, “İnsan varoluşunun temelindeki vahamete gönderme yapıyor” demeyelim, yine de kaba bir şekilde ambalajlamak yakışık alır mı? Devamı ve tamamı için bk.

Çakma aristokratlar

Aristokrasi herkesin bildiği gibi ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasi iktidarın imtiyazlı ve genellikle soya bağlı bir toplum sınıfının elinde bulunduğu yönetim şeklidir. Tartışmasız bir şekilde Batıya özgü bir kavramdır. İlk ve Ortaçağ Avrupasında aristokratlar hem ekonomik hem de kültürel bir güce sahiptiler. Ekonomik güç kazanmanın yolu sömüren sömürülen ilişkisinden geçer, bundan kaçmak tarihin hiçbir döneminde mümkün olmamıştır. Bir toplumda maddi gücü elinde bulunduranlar varsa o toplumda ezilen, yoksul bir kesimin olması kaçınılmazdır. Kültürel iktidar bunun yanısıra gelişir. Yüksek sınıftan olanlar yani zenginler, ekonomik gücün sağladığı büyüklük duygusuyla hertürlü ahkamı kesme, toplum yapısını şekillendirme ve bu konuda kibir sahibi olma hakkını tartışmaya açık olmayan bir biçimde kendilerinde görürler. Yiyip içip yan gelip yattıkları için okuyup yazma fırsatı bulmuşlardır. Kabul etmek gerekir ki içlerinde ruhen incelmiş olanları vardır fakat seçkin sınıfın toplumu yönet...