Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Halk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Üç kişi bir halk eder

Bir esir kampında üç Osmanlı... "Abdullah", yorumcularımızdan biri, bizi baya bi tepelemiş. Tepelemeden önce de bazı sorular sormuş. Soruların samimiyetine genelde inanan biri değilim. Bilemem Abdullah'ın samimiyet derecesini. Allahualem. Ama Abdullah'ın soruları üzerinden, benzer soruları gidermek için bazı notlar karalayayım diyorum. 

'Popülist pisikoloji denemeleri' üzerine

Melek abla, derginin Kasım sayısında "popülist psikoloji denemeleri" başlıklı bir yazı kaleme almış. İki farklı açıdan yaklaşmış konuya. "Bunlardan biri, herhangi bir inanış sistemine mensup olmayıp, manevi arayıştan da vazgeçemeyen insanların başvurduğu bir yol olan, kabaca doğu felsefeleri diyebileceğimiz disiplinler. Diğeri ise Allah inancıyla bağını koparmamış ama modernizme de boyun eğmiş insanların kendini arayışlarının vardığı bir sonuç olan tasavvuf." (Buradaki ibare "yansıtılmaya çalışılan tasavvuf" olmalıdır. Tasavvufun ne olduğu gayet açıktır zaten.) İlk olarak doğu felsefelerinden açılmış konuyu, son olaraksa psikolojinin kendisiyle kapatmış. İyi ve doğru şeyler bunlar. Fakat araya sıkıştırılan "tasavvuf" konusu bizim daha çok dikkatimizi çekti.

Halk futbolun neresinde?

Futbol halk için değildir halkın ta kendisidir, demiş Honduraslılar. Türkiye için şunu da ekleriz: Futbolun manzarası Türkiye’nin manzarasıdır. Evet, tribünlerde kafanızı bir tarafa çevirin, maçtan 3 dk önce gelip i-poduyla koltuğuna kurulan pijamalı taraftarları göreceksiniz, bakmaya devam ederseniz stat inlerken onların sessizliğine şahit olursunuz. 90+ dakikalara kalmadan, o dakikaların inancını, coşkusunu ve kederini yaşamadan da siktirip giderler. Onlara yakın bir mevkide localarında oturup puro tüketen yöneticileri ve yakınlarını görebilirsiniz, bunlar maç esnasında veya sonrasında ciddi bir olay çıkmadıkça diğer tribünlere uğramazlar, taraftarın yanından pek geçmezler. Başka bir tarafta kendini gösterme çabasındaki lümpen lavuklar vardır. Enteresanlık yaratmaya çalışan posterlerle 90 dakka kameraya oynarlar. Başka bir tribünde takımına kızması yahut sahip çıkması gereken yerde hakemin anasına küfreden kızlı erkekleri üniversiteli züppeler ve varoş pesimistleri. Bunlar futboldan ...

Popülist bir yazar: Thomas Bernhard

Henüz bir kitabını (Yok Etmek) okuduğum bu yazarın popülist bir yazar olduğunu söylemek hiç zor değil. 9 Şubat 1931'de dünyaya gelen Avusturya'lı yazar II. Dünya Savaşı sonrası Alman Edebiyatının en önemli temsilcilerinden kabul edilir. Eserlerinde Avusturya'ya daha doğrusu Avusturyalılık kavramına, Nasyonal Sosyalizme ve Katolikliğe karşı duyduğu öfke ve nefret açıkça görülür. Taşranın tutuculuğu, düşünsel gelişime sekte vuran bencilliği ve dışlayıcılığının yazarın üzerinde en çok durduğu temalar olduğu söylenir. Fakat Bernhard'ı yalnızca bunlarla açıklamak onun alttan akan popülizminin üstünü örtmekten başka hiçbir işe yaramaz. Yüzeysel bir okumayla seçkinci bir yazar olduğunu ve kendi toplumunu, halkını aşağıladığını söyleyebilirsiniz. Duyduğu öfke ve nefreti öyle abartır ki roman karakterleri bazı anlarda neredeyse karikatürize bir halde çıkarlar karşımıza.

Neden elitizme karşıyız?

Popülist kültür diye bir laf attık ortaya. Başı sonu çok belli olmayan, henüz bizim için bile bir araştırma konusu olan şu popülist kültür ne menem bir şeydir böyle. Elbette temel bazı kaziyelerimiz mevcut. Bazı arkadaşlar halkın beğenisiyle mi hareket edeceğiz falan diye soruyorlar mesela. Konumuz bu değil. Halkın beğenisiyle hareket edip, onun beğenisine ulaşabiliyorsan ne mutlu. Onun üstüne bir şey de koyabiliyorsan o zaman da ne âla. Halka inmek diye bir laf vardır. Halk inilecek bir şey mi her şeyden önce buradan başlamak gerekir. Halk belki de çıkılacak bir şeydir. Hiç böyle düşünmüş müydünüz? Türkiye'nin milli gelirinin yaklaşık yüzde kırkbeşini cebine ve midesine indiren, toplam nüfusun yüzde onbeşini oluşturan bir kesim Halk'ın en iyi ihtimalle inilecek bir yer olduğunu düşünüyor. En iyi ihtimalle diyorum çünkü çoğunluk Halk'ın aptal ve cahil olduğunu ve kendi çukurlarında yaşayıp gittiklerini düşünmekten yana. İçlerinden "iyi niyetli" sayılabilecekler de...

Popülizm birey inşası mıdır?

Hayır. Yaptığımızı anlamamakta kurbanlık koyunun dirediği gibi ayak direyenlerin kaçırdıkları yer de tam burası. Sağcı koyunlar parayla inşa ettirdikleri millet inşasına zeval gelecek diye ayak diriyor, solcu koyunlar halk sömürüsüyle inşa ettirdikleri halk ütopyasına halel gelecek diye. Ortada böyle çapraşık bir durum var. Sağcılar hınçla izliyor, solcular telaşla.

Halkın bilgisi

Cahil olmak için yine bir şeyleri bilmek gerekiyor. Yani doğrunun üzerini örtecek kadar bir bilgi. Az bilgi, yarım ya da yanlış bilgi. Hani, bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün, diye bir laf var ya. Gerçekten ülkemizde halkın bilinçlenmesi gerektiğinden söz edenlerin bu tarz tahsilli cahiller arasından çıkması tesadüf değil. Halka mesela alkol helal mi, haram mı diye sorsanız, adam haram diyecek. Belki her akşam içiyor, ama bu ayrı mesele. Bilgisinde bir yanlış yok ama. Tam ve eksiksiz. Diğer taraftan haramı helal yapma noktasında bin dereden su getirirseniz, asıl cehalet oradadır. Bu gibi kurnazlıklar her yerde ortaya çıkabilir. Yeri gelir üç kuruşluk hesap için yapılır bu. Fakat bu gibi bir durumun tespiti kolay ve net. Helal lokmayı haramından ayırmanın bir zorluğu yok. Asıl sorun biraz da bilgi dediğimiz zaman artık neyi anladığımızda. Bilgiyi bir alana hapsedip ona ulaşmanın yolunun sadece belli bir eğitim sisteminden geçmek olduğunu düşünüyorsak, burada halkın bilgisini çokça ...