Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Elitizm etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Popülizme yeni bakışlar. 12 Kasım 2010, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, konuşma özeti

Popülizm ve elitizmle ilgili garip bir çelişki, hatta çapraşıklık var. Elitistler kimseyi beğenmedikleri, gizli ya da açık herkesi aşağıladıkları halde çok seviliyor, takip ediliyorlar. “Fan”ları var. Popülistler herkese yararlı olmayı, en azından zararlı olmamayı ilke edinmişler. Fakat insanlar popülistlerden ya kaçıyor ya da onlara hakaret ediyorlar. Bu çelişkinin bir açıklaması var. Zaaf. İnsanlar elitistlerle Aristotelyen anlamda mimetik ilişki kuruyorlar, yani onlara özeniyorlar. “Duruş” deniyor buna. Duruş poz demek. Ama poz olumsuz, duruş olumlu anlamda kullanılıyor. Poz ya da duruş aynıdır aslında. Doğal değildir. Zorlamadır. Naif değildir. Bilinçlidir. Samimi görüntüsü altında ya hesap vardır ya farkındalık. Özenme, mimesis, taklit, özenti... Ne dersek diyelim, seçkinlere ya da seçkincilere perestiş etmek masum ve masum olmayan iki tarafa sahiptir. 

Başakşehir İslamcılığı

Cadde Bostan sahilinde ya da ne bilim Küçük Yalı’da falan biraz gezerseniz, henüz işçilerin paydos etmediği akşama yakın saatlerde basketbol oynayan gençler, kulaklığı takıp koşuya çıkan adidas eşofmanlı kızlar, paten kayanlar, bisiklete binenler falan görürsünüz. Onların, kendilerine has bir özgüvenleri vardır. Sağlıklı gürbüz çocuklardır bunlar. Hiçbir sıkıntıları, dertleri yoktur. En azından öyle görünürler. Bana oldukça ilginç gelirlerdi, bazen gider, bir banka oturur izlerdim bu gençleri. Ama artık bunları izlemek için oralara gitmeye gerek kalmadığını anladım. Artık Başakşehir’de de yetişiyor bunlardan. Kimselerin giremediği sitelerde sürüyor Başakşehir çocukları bisikletlerini, kendilerine özel sahalarda oynuyorlar oyunlarını. Hayatlarında hiç sümüklü çocuk görmüyorlar, hiç tinerciyle karşılaşmıyorlar. Okula anaları arabayla götürüp bırakıyor ya da servisle gidiyorlar. Hani “cipe binen başörtülüler“ diye bir şey var ya, ben bunu kolpa sanırdım, gerçekmiş valla, bir sabah herhang...

Neden elitizme karşıyız?

Popülist kültür diye bir laf attık ortaya. Başı sonu çok belli olmayan, henüz bizim için bile bir araştırma konusu olan şu popülist kültür ne menem bir şeydir böyle. Elbette temel bazı kaziyelerimiz mevcut. Bazı arkadaşlar halkın beğenisiyle mi hareket edeceğiz falan diye soruyorlar mesela. Konumuz bu değil. Halkın beğenisiyle hareket edip, onun beğenisine ulaşabiliyorsan ne mutlu. Onun üstüne bir şey de koyabiliyorsan o zaman da ne âla. Halka inmek diye bir laf vardır. Halk inilecek bir şey mi her şeyden önce buradan başlamak gerekir. Halk belki de çıkılacak bir şeydir. Hiç böyle düşünmüş müydünüz? Türkiye'nin milli gelirinin yaklaşık yüzde kırkbeşini cebine ve midesine indiren, toplam nüfusun yüzde onbeşini oluşturan bir kesim Halk'ın en iyi ihtimalle inilecek bir yer olduğunu düşünüyor. En iyi ihtimalle diyorum çünkü çoğunluk Halk'ın aptal ve cahil olduğunu ve kendi çukurlarında yaşayıp gittiklerini düşünmekten yana. İçlerinden "iyi niyetli" sayılabilecekler de...