Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Anarşi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Marsilya yahut Avrupa'da halk var mı?

Avrupa ve muadillerini sevmiyoruz. Aldatmaya eklemlenmiş bir araç olarak duran Avrupa dev bir kara kütlesi ve onun Türkiye'de ki izdüşümü abiler, ablalar halka başka bir Avrupa belletmekle yükümlüler. Tiyatro'nun ve demokratik kumpasın kapalı hava ve kısmi ekonomik refahla birleşmesi günümüz Avrupa'sının tek gerçekliğidir. Peki Avrupa herhangi bir özelliğiyle dikkate şayan olabilir mi, estetik bir damardan yani Avrupa'yı bir müze olarak takip etmekten ziyade, popülist bir damarla Avrupa'da iyi olana dair bir şeyler görmemiz mümkün mü? Burada devreye ezildiği oranda Avrupa'yı kendisinin altına çeken göçmen nüfusundan bahsetmek gerekli olacak. Göçmen çocuklar ve yanan burjuva sınıf arabaları romantikliğinin aslında somut bir gerçeklik olduğunu müşahade ettikten sonra bu gereklilik ortaya çıkıyor.

Politikayı "Siyaset Akademisi"nde mi öğreneceğiz?

Resmi siyaseti öğrenemeyiz. Kıç yalamayı, ayak kaydırmayı öğrenirsek ölmüşüz demektir. Biz ayakta kalmayı ve kanmamayı öğrenmek zorundayız. Gayri resmi siyaseti öğrenmeliyiz yani. Şahsen Gramscigil, sivil popülist bir anlayışa sahip olduğum için politikanın her yerde ve her zaman var olduğunu, araya sızanların gözle görülenlerden daha çok şey öğrettiğini düşünüyorum. İki insan arasındaki duygusal ilişkilerin bile nasıl da kimliklerine, aidiyetlerine, çevreden edindikleri imkan ve kabiliyetlere, güce bağlı olduğunu görebiliyorum. Kimin kime ne için kandığını gördükten sonra insanın kafasında hayatla ilgili bütün büyü bozuluyor. Kendi yaşadıklarını bile tiye alarak yaşamaya başlıyorsun. Böyle bir insan tam politiktir ve Aristotelyen bir mutluluk yaşayamasa da (ona geleceğiz) kendisiyle tutarlı, açık ve özgür bir varlık olmanın güvenini yaşamasının önünde engel yoktur. Politika, güvensiz bir dünyada güvenlik alanı yaratmaktır. Tasavvuf, anarşi ve halkçılık bu tür politikanın farklı tarihs...