10 Kasım 2010 Çarşamba

Ateş kavurmayı çağırıyor yahut I'm Livin' It

Fatih Tuncer
Televizyon karşısında dizlerimi karnıma çekmek için "bu sene kurban bayramına kim karşı çıkacak?" diye beklediğim senelerin bir tanesinde "Maltepe Yayla Sanat Merkezi'nin orası" olarak bilinen Maltepe sahilinde bir Mc Donalds açıldı. Gümrük Birliği'ni plakalara gelen o Avrupaî lacivert ve Capitol'ün Altunizade'de açılması ile idrak eden neslimin büyük çatışmalarından birisi bu dönemde gerçekleşti. Çünkü kurban bayramlarında, kurbanlık kesimine katılan muhafazakar aile çocuklarının gördükleri manzaraları iştahla anlatması rahatsızlık vericiydi. Kimse kafası kesilmiş bir hayvanın gözlerindeki matlığı bir çocuğa göstermek istemiyordu. O yüzden kurbanlık kesimi konusunda belediye katı düzenlemeler yoluna gitmek durumunda kaldı. Kısa keselim kanı aksın, kurbanlık kesimine artık çocuklar kolayca katılamıyordu çünkü insanlara apartmanların bahçesi yerine zenginlerin boş düşüncelere dalmak için baktıkları "E-5 üstü hayat alanları" kurban kesimi için uygun alanlar olarak gösteriliyordu. Kısa bir süre sonra haberciler helikopter kiralamayı icat ettiler ve "İstanbul gökyüzünden küçük-büyük baş hayvan kanına bulanınca nasıl görünüyor?" ajitasyonu çok göz alıcı sonuçlar verdi. Bir an için THK deri toplamasa kurban bayramı yasaklanacak gibi bile göründü.

Paranoyaları ve dedikoduları seven ülkeme ilginç bir şekilde takımsız sarı-yeşil lahmacuncu renkleri yerine "takım tutan" sarı kırmızıyı getiren Mc Donalds ayaküstü trajedilerle karşılanmadı. Mc Donalds tam aksine sükse yaptı ve zenginlerin elle patates yedikleri bir yer oldu. Maltepe'nin kıyı şeridi için güzel günler başlamıştı. Merakıyla meşhur ülkemin bu duruma tepkisiz kalması beklenemezdi. Kısa bir süre sonra ketçabın bedava verilmesine açık yüreklilikle şaşırabilen insanlar da "Mc Donalds'ı anlamak" için hamburger yemeye gittiler. "Hamburgerci" kelimesi o dönemlerde Mc Donalds'ın Türkçe fonolojisine henüz uyumsuz oluşunun bir meyvesiydi. Çocukların annelerinden hamburger istemeleri ise Doğan Cüceloğlu'nun çözemeyeceği bir soruydu. Ancak zenginlerle beraber elle yemek yiyebilmek Tansu Çiller'in istediklerinden bile fazlaydı.

Çocukların isteğini hamburger köftesi ile ilintili sanan annelerin hazırladıkları "daha çok etli, daha düzgün yağlı" hamburgerleri beğenmeyen çocukları "tüketim kültürü" ile başlayan cümleler açıklayamaz. Mc Donalds yiyeceklerin içine bağımlılık yapıcı "çocuk kandıran kimyasal"lar da katmıyordu. Sosyo-politik bir şekilde açıklanamayan bir fenomeni göründüğü gibi incelemek en hakçası. Anneler ekmek konusunda yanılıyorlardı. Bugün Burger King ile aralarındaki en büyük farkı dahi Mc Donalds'ın ekmeği sağlıyor. İzmir'in kumrusunu, kumru yapan pekmezle yapıldığı iddia edilen ekmek gibi Mc Donalds'ın da ekmeği bir anahtardır. Cennetse çocuğuna Mc Donalds hamburgeri yapmaya çalışan çilekeş annelerin ayakları altındadır.

Kurban Bayramı şikayetçiliği seven ülkemde hâlâ serbest. Bu bayramda da pazarlık yaparken çıkan kollar, kaçan kurbanlıklar ve yanlış kesim usülleri "Kurban Bayramını kamusal alandan çıkarmak" için bir argüman yapılacak. Hamburgerleri ise anneler hâlâ köftesinden dolayı güzel zannediyorlar. Hiç % 98'e varan oranlarda et kullanılmayan bir köfte güzel olur mu ya da Kurban Bayramında kavurma dişlerin arasından kürdansız çıkar mı?

1 yorum:

  1. çok önemli noktalara parmak basmışsın fatih.

    YanıtlaSil