Bilmediğimiz, hissetmediğimiz, sezemediğimiz hiçbir şey söylemiyor Wikileaks. İlham Aliyev, Erdoğan hükümetinden hoşlanmıyormuş. Bunu Amerikan elçisine söylüyor. Davidoğlu yine Amerikan temsilcisine "İran'a açık dostluk mesajı verdiğimiz için sadece biz eleştirebiliriz" filan diyor. Tuhaf bir retoriği var Ahmet D.'nun. Her neyse ama. Bunlar gazetecileri ve partilileri ilgilendiren ve halkın hiçbir işine yaramayacak saçma sapan dedikodular. İtalya hükümeti mesela, Türk hükümetinin hem İrana hem Turana mavi boncuk dağıtmasından rahatsızmış. Biz de onları seks partisi veriyor, başka işe karışmıyor sanıyorduk. Wikileaks sanki siyasetçilerin aslında ne kadar da ciddi adamlar olduğunu filan anlatıyor.
Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...

Yorumlar
Yorum Gönder