Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sünni türkü dinledim mi?

Onur Kuzgun'un Alevilik propagandasına (Alevilik değil ulusalcılık aslında) cevap verdiğimi sanıyordum, meğer hiçbir şey yazmamışım. "Abdullah"la yazışmışlar. Abdullah'ı tanımıyorum ama bu konuda Onur'dan da benden de daha çok şey bildiği ortada. Ben Onur'un sözlerinin çarpık bir tarafına değinip bırakacağım. Aşureyi Alevi adeti sanması, Anadolu müziğini (hiç değilse türküleri) Alevilere hediye etmesi gibi şeyler aslında son yirmi yılda çıkarılmış furyalar olduğu için konuşmak istiyorum. 

Sağlıklı ye, organik sev

Sağlıklı yaşam mitinin neye hizmet ettiğini de düşünmek lazım. Organik ürünler hormonlulardan daha pahalıya satılıyor artık. Organik ürünler satın almak ve tüketmek yeni bir seçkinlik çeşidi. Bu da bir tür kapitalist tuzak. Hormonlularını üret, sonra organikleri daha pahalıya sat. Sivil toplum kuruluşlarının hedefi şaşırmaları gibi. Çevre kirliliği için eylem yapıp kapitalist düzeni ıskalamak gibi. Sağlıklı beslenmeye kafayı takıp, neden sağlıklı beslenmek zorunda olduğumuza kafa yormuyoruz. Organik ürünleri alıp sağlıklı beslenerek, kendi küçük dünyamızda, mutlu ve organik bir şekilde yaşamaya devam... Organik kıyafetler var bir de. Bebeğiniz için kendiniz için. Vücudunuza doğal olmayan hiçbirşey değmesin aman. Pamuk gibi ciltlerinize, bebeksi teninize... Neden hep Nişantaşı, Bağdat caddesi civarında bu organik giysiciler. Mahmutpaşa'da da şubeleri var mı? Ne kadar seçkin, ne kadar elegant. Ne acayip bir şey şu kapitalizm. Bir şey satıyor, sattığı şeyin zıddını da satıyor. Bir şey...

Pardon, burası özel mülk!

Aşağıda görebileceğiniz gibi bir haber var. Ancak bu bir değil iki değil. Bunlardan oldukça çok var. Cadde Bostan civarında, Kadıköy sahilinden ta Tuzla'ya kadar bir çok yerde benzer havadislere rastlayabilirsiniz. Bazıları kaldırıma "özel mülktür" ibaresini iliştirmeyi ihmal etmiyor. Bazıları bir şekilde, yolu kullanışsız hale getiriyor. Geçen bizim mahallenin çocukları alem yapmaya gitmişler o tarafa. Adamın teki de bunların külüstürü beğenmemiş, buraya park edemezsiniz (sokağa) çünkü burası benim mülküm demiş. Bizim çocuklar da adamla kavga etmeyi yerinde bulmayıp bir güzel duvarlara işemişler. Adama iyi bir eziyet çektirdikten sonra başka bir yere park etmişler. "Karabayır çocuğuyuz lan biz" diye de nara atmışlar giderken. Buyrun efendim, haberiniz: "İstanbul’da yolların, sokakların, kaldırımların otoparka çevrilmesi artık doğal karşılanıyor. Ancak Caddebostan’daki olay ne görüldü ne de duyuldu. Caddebostan Selin Sokak’taki bir binanın sahipleri, evleri...

Soranlar için bir kez daha, popülizmden ne anlıyoruz

Söylemekten dilimizde tüy bitti ama tekrar etmekte fayda var. Zira tekrar öğrenmenin etkili bir yoludur. Popülizm, nam-ı diğer halkçılık. Halk yaratılmış olmak demek. Kaç kere söyledik hatırlamıyorum. Popülist yani halkçı olmamak demek yaratılmış olmayı da redetmek anlamına geliyor. Halkı sevmek-sevmemek, beğenmek-beğenmemek, saygı duymak-duymamak gibi tartışmalar ikincil tartışmalar ya da anlamlar olarak kalıyor böylece. Popülizmin bu yüzeysel bakış açılarından çok yaratılmış olmayı, kusurlu olmayı, diğer yaratılmışlarla aynı hamurdan olmayı kabul edip etmemek üzerinden anlaşılması en kritik nokta. Popülizmin karşısına elitizmi ya da püritenliği koyup durmamız bundan. Elitist değiliz çünkü yaratıldık. Bu elitist olmamızı imkansız kılıyor. Püriten değiliz çünkü her yaratılmış gibi kusurluyuz, eksiğiz. Bu da püriten olmamızı imkansız kılıyor. Aslında bu işin matematiği bu kadar basit. Güç bizim elimizde değil. Buna itiraz edenler mutlaka olacaktır. Basit, çok basit düşünmek istiyorum. K...

Popüler siyaset versus popülist siyaset

AKP popüler mi popülist mi? Bu noktada şöyle bir yanlış kanı yaygın. Kitle partilerinin öncelikli amacı toplumun olabildiğince çok sayıda kesiminden oy toplamak yani popüler hale gelebilmektir. Bir partinin popülerliği aldığı oy oranından anlaşılabilir, ki bu anlamda AKP’nin popülerliği ortadadır. Fakat popülizmi çokça şüphelidir. Neo-liberal iktisat politikalarını savunan pek çok Batı Avrupa partisine siyaset bilimi literatüründe neo-popülist denebilmesi de, ancak popülizmi kemiksiz bir oy toplama çabasına indirgemek yoluyla mümkün olabilmektedir. Halbuki popülerlik kazanan partilere ancak popüler parti denebilir. Bu partilere popülist ya da neo-popülist demek, halka dayanma-halkı temsil etme ayrımını gözden kaçırmak anlamına gelmektedir. Oyunu almakla temsil etmenin arasına kalın bir çizgi çizmek, ancak “halkın çoğunluğu”nu milliyetçi, otoriter, asker, faşist vs. olarak kurgulayan bir politik tahayyülden bakıldığında gereksizleşebilir. Yani bir partinin oy alabilmek için verdiği mesa...

'Popülist pisikoloji denemeleri' üzerine

Melek abla, derginin Kasım sayısında "popülist psikoloji denemeleri" başlıklı bir yazı kaleme almış. İki farklı açıdan yaklaşmış konuya. "Bunlardan biri, herhangi bir inanış sistemine mensup olmayıp, manevi arayıştan da vazgeçemeyen insanların başvurduğu bir yol olan, kabaca doğu felsefeleri diyebileceğimiz disiplinler. Diğeri ise Allah inancıyla bağını koparmamış ama modernizme de boyun eğmiş insanların kendini arayışlarının vardığı bir sonuç olan tasavvuf." (Buradaki ibare "yansıtılmaya çalışılan tasavvuf" olmalıdır. Tasavvufun ne olduğu gayet açıktır zaten.) İlk olarak doğu felsefelerinden açılmış konuyu, son olaraksa psikolojinin kendisiyle kapatmış. İyi ve doğru şeyler bunlar. Fakat araya sıkıştırılan "tasavvuf" konusu bizim daha çok dikkatimizi çekti.

25 Aralık dersinin iki konusu

25 Aralıkta iki bölüm halinde işleyeceğiz dersi. Bu nedenle geç gelinmemesi özellikle önemli. 16.00-16.45 ve 17.00-17.45 şeklinde katı iki ders saati yapıcam inşallah. Başka türlü olmuyor çünkü. Siz de mağdur oluyorsunuz. 16.45'te namaz ve sigara molası vereceğiz. Teneffüste sigara içmek de dünyanın en çelişkili işidir ya neyse. Birinci saat, Masal-Destan Farkı , ikinci saat Kahraman anlatılacak. Gelmeden Joseph Campbell'in Kahraman'ın Sonsuz Yolculuğu ,Thomas Carlyle'ın Kahramanlar , Bilgin Saydam'ın Deli Dumrul'un Bilinci , İsmail Gezgin'in Masalların Şifresi ,  Mircae Eliade'ın Mitlerin Özellikleri , Vladimir Propp'un Masalın Biçimbilimi ve Folklor: Teori ve Tarih başlıklı kitaplarına bakabilirsiniz. Piyasada bulması zor kitaplar ama arayan bulur. Şart değil, ben zaten bu tür yazarlara kesin surette bağlı kalmadan, sadece birçoğundan açık kapalı yararlanarak anlatıyorum. Ama yararı mutlaka olur okumanın.

Jeep'e binmek, çizme giymek, dar pantolon ve tunik

Yolda yürüyorum, sadece yolda yürüyerek anlayabileceği bir sürü şey var insanın. Ümraniye-Nişantaşı arasındaki mesafeyi bir gün, bir kaç saat içinde katettiğinizde ya da Tunalıhilmi'den Keçören'e ya da Mamak'a doğru (Kızılay üzerinden gitmek suretiyle) yol aldığınızda göreceğiniz şeyler aklınızı ve kalbinizi biraz zorladığınızda sizi inanılmaz tespitlere ulaştırabilir. Jeep'e binmek, çizme giymek, dar pantolon ve tunik görebilecekleriniz içinden en çarpıcıları sadece. Dört ayrı zenginlik göstergesi, dört ayrı imaj.

Dernek üyeliği

Popülist Kültür Derneği üye kabulüne başladı. Başvuru için doldurulması gereken üyelik formunu populistkultur@gmail.com adresinden isteyebilir ya da buradan indirebilirsiniz. Formu doldurup e-posta ile gönderdiğinizde üyelik başvurunuz işleme konulmuş olacaktır. Başvurunun onaylanmasından sonra gereken nüfus cüzdanı fotokopisi ve iki adet fotoğrafı derneğe elden yahut posta yoluyla ulaştırabilirsiniz. Üyelik aidatını da aynı şekilde elden yahut verilecek banka hesap numarasına yatırmak suretiyle ulaştırabilirsiniz. Bilginize.

Güzel bir yazı

13. ayet: Yoksa, ''Onu kendisi uydurdu'' mu diyorlar? De ki: ''Haydi siz yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sure getirin ve eğer doğruysanız Allah'tan başka çağırabildiklerinizi de çağırın.'' Gerçekten de Kuran'ın söylem kalitesini tutturan bir metin yazılabileceğini düşünmüyorum. Düşünen varsa yazsın. Geçmişteki insan nesilleri hakkında üstü kapalı da olsa yeterli bilgi veren, bunu yeni bir yaşam tarzıyla ve insanlık algısıyla birleştiren başka bir metni henüz görmedim. Bir çok konuda da Kuran'ın dedikleri açısından ortalıkta dolaşan evren-insan hipotezlerini yorumlayınca öngörüler daha anlamlı oluyor. [Devamı için basınız]

Yorum yorgunluğu

Gelen yorumların adrenalininin yüksekliği dikkatimi çekiyor. 1990'larda, Berlin Duvarı yıkıldı, ideoloji bitti derlerdi. Geçen yirmi yıl boyunca da bunu tekrar edip durdular. En sonunda 2010 Aralık'ının 19'unda radikal gazetesi manşet attı: Halk açılımı ! Bir de resim yapmışlar, sola koydum, CHP'nin temsili 6 okunun Halkçılık oku öne fırlamış, bir de spot var yanında: Bir ok öne fırladı!. CHP kurultayında Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun programı 1970'lerin Ecevit popülizminin bir tekrarı görünümünde. Bu kadarı geçen 20 yılda asla tam olarak söylenemezdi. Bu derece popülizm hiçbir sol parti tarafından ifade edilmemişti. Gerçektir değildir, geçerlidir imkansızdır, bunu tartışırız. Ama CHP böylece adrenalini 77-78'deki kadar olmasa bile onu hatırlatacak şekilde yükseltiyor. 

Mümin yalan söylemez

Örnek olarak kullandığım bir site var biliyorsunuz birkaç gündür: Gasilhane. Karşılarında kim olduğunu bir türlü kavrayamadıkları için saçmalamayı bırakıp abuklama safhasına geçtiler. Bir küfür lafıdır dillerine dolamış, gidiyorlar. Etmedikleri küfür kalmadı, bana ve beni bahane ederek Müslümanlara. Bir de asıl önemlisi Derneği basıcaz diye tehdit edip, ben de gel bakalım deyince, yok biz vazgeçtik gelemeyize çevirdiler işi. Ama artık hangi münafıklık kanununda yazıyorsa bize küfür ettiler, bizi kesicek bunlar gibisinden bir şer propagandası başlatmış durumdalar. Ben öyle uygun görürsem küfür de ederim ve o zaman küfür ettiğimi Almanyadan Antalyaya kadar herkes görür işitir. Bu insanları tek tek algılamıyorum bile. Belirsiz, bir gün saçmalayan, bir gün tehdit edip cayan, bir gün makyajdan, bir gün AK Parti hükümetinden söz eden, ne idüğü benim için meçhul bir siluet olarak algılıyorum. Böyle bir siluete niye küfür edeyim. Kimseye küfür filan etmedim. Bunun makyavelist bir taktik olduğu...

Fayrap'ta popülist kültür yazıları

Hem Fayrap 'ın biraz rutine binmeye başlaması hem de Popülist Kültür Derneği çalışmalarının ifadesini bulma gereği nedenleriyle Fayrap 'ta Popülist Kültür yazıları yayımlamaya başladık. Göbeğe piercing solcuları ve Armine eşarp İslamcıları için Popülist Kültürün rahatsız edici olduğunun farkındayız. Bunun bir hafriyat olduğunu herkes anlıyor çünkü. Zaten yapılacak iki iş vardı, arşiv-arkeoloji ve hafriyat. Arşiv yerine hafriyatı tercih ettik. Bunda postmodern bir karmaşa içinde yaşadığımız bilincinin veya göstergesinin payı var elbette. Bir de bozmanın ilk elde yapmaya göre daha işlevsel olmasının; zaten yapılmış olanı bozmadan yeniden yapılamayacağının. İki taraf var bugün. Hatta üç taraf. Akademik kıl yün birinci taraf. Gerçek günlük hayat ikinci taraf. Politik Lig, hatta ligler üçüncü taraf. Bazen birinci, bazen üçüncü taraftan buraya taşlar gelecek; bizden ise hafriyatın neden olduğu bol miktarda mıcırlar o taraflara kaçacak ister istemez. Bu üç tarafın birbirinden sık sık ...