Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Popülist Kültür Derneği
Klibin özelinde bir şey söylemek isterdim, şöyle ki, klipteki sokaktan bir tür paganizm çıkabilir.
YanıtlaSilDünyada ne dönüyor: Herkesi bir örnek görmeye çalışanlarla, herkesi farklılıklarıyla benimsemeye çalışan 2 gruptan bahsediliyor. Birincisi çeşitli adlarla anılıyor, işte islamcı, mason vs. 2.'sinin ise ortak bir adı var, o da liberaller. En azından insanlara çeşitli filmlerle vesairelerle yansıyan tarafı bu.
Bu bağlamda Türkiye'de bir Hatay gündemi var. Nedir, cami ile kilise yanyana bir duvar ve yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Otantik anlamda, bir şekilde yılların yerleştirdiği bir değer olarak, oturmuş bir şey olarak en azından kaale alınabilir. Veya şu denebilir, yıllarca Suriye mevzusundan dolayı diken üstünde olunan bir bölgeyi, şimdi konjönktürel anlamda kullanmanın bir vesilesi doğmuş olabilir. Ancak Türkiye böyle değil tabii ki. Ömrü hayatında kilise görmemiş, çan sesi duymamış insanlarımızın çoğunlukta olduğuna inanıyorum. Şimdi yeni dünya düzeni duyun dediyse duymak zorunda mı kalacağız? Hani bir yerde bir topluluk olur, onun ihtiyaçları anlaşılır, ama bu genellemenin alemi nedir..
Cem TV'de alevi törenlerini izlerken, hep bir mahalle vurgusu var mesela. Bu folklorik bir şey hakkaten. Ama işte cami her yerde cami. Dünyanın her yerinde bu böyle.
Çünkü şöyle bir mevzu var artık, içip dağıtan insanların da kendine has bir sokağı var. Yukarıdaki grubu bize tanıtan gastenin verdiği DVD, Fatih Akın'ın son çektiği filmin DVD'si. İstanbul: İki köprü arasında, modern İstanbul'un parçalı yapısını, müzik gruplarıyla anlatan bir DVD. Bu popülizme bir materyal sağlar kuşkusuz, ancak bunu şiire yamarken, bi durup düşünmek gerekir, derim.