AKP popüler mi popülist mi? Bu noktada şöyle bir yanlış kanı yaygın. Kitle partilerinin öncelikli amacı toplumun olabildiğince çok sayıda kesiminden oy toplamak yani popüler hale gelebilmektir. Bir partinin popülerliği aldığı oy oranından anlaşılabilir, ki bu anlamda AKP’nin popülerliği ortadadır. Fakat popülizmi çokça şüphelidir. Neo-liberal iktisat politikalarını savunan pek çok Batı Avrupa partisine siyaset bilimi literatüründe neo-popülist denebilmesi de, ancak popülizmi kemiksiz bir oy toplama çabasına indirgemek yoluyla mümkün olabilmektedir. Halbuki popülerlik kazanan partilere ancak popüler parti denebilir. Bu partilere popülist ya da neo-popülist demek, halka dayanma-halkı temsil etme ayrımını gözden kaçırmak anlamına gelmektedir. Oyunu almakla temsil etmenin arasına kalın bir çizgi çizmek, ancak “halkın çoğunluğu”nu milliyetçi, otoriter, asker, faşist vs. olarak kurgulayan bir politik tahayyülden bakıldığında gereksizleşebilir. Yani bir partinin oy alabilmek için verdiği mesajla “halkın ideolojisi”nin örtüştüğü, daha doğru bir ifadeyle ilkinin ikincisini kapsayabildiği durumda. Halbuki halkın ideolojisi, dünya görüşü, hayata bakışı; tarihte, dilde, kültürde derin kökleri olan, belki oy alacak kadar atıf yapmanın kolay olduğu, fakat kuşatılması zor karmaşık bir yapıdır. Belki de en büyük yanılgı AKP’nin halkı yanılttığı, kandırdığı, bu yolla elinden oylarını aldığı düşüncesidir. Halbuki durum daha çok, etkin bir fail olarak halkın, oylarını, ayrıntılı işleyişini AKP’nin de bilmediği bir “halk mantığı” uyarınca AKP’ye vermekte karar kılmış olmasıdır.
Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Yorumlar
Yorum Gönder