31 Ekim 2010 Pazar

Dernek kuruyoruz

Mekan sorununu çözmek için birkaç haftadır uğraşıyoruz. Ya çatlak bir ev sahibi çıkıyor karşımıza, ya aç gözlü bir emlakçı. Üsküdar Halk Caddesinde bir yer tuttuk, üst kat komşular problem çıkardı. Bir yere kontrat yapmaya gittik, mal sahibi küçük kızını verir edalarda yok dedi. Başka bir yere niyetlendik, kirayı artırmaya kalktılar. Mekan olayı hallolur, duyuru yaparız, Kasım ayında etkinliklerimiz boy gösterir diye düşünüyorduk. Plandan bir ay kadar gerideyiz, ama sağlık olsun. Kovalamaca devam ediyor bu arada. En son baktığımız yer, Mecidiyeköy'de çıtı pıtı bir ofis. Tek parça, 35 metre kare kadar, evinizin salonu kadar yani, küçük bir mutfak tertibatı ile birlikte ofis içi küçük bir tuvalet. İşyeri olduğu için resmiyet açısından bir kusuru yok. En azından bildiğimiz kadarıyla. Dernek kurmak için önce çevreye rahatsızlık vermeyeceğinizi, sonra da yangın çıkarsa insanları tahliye edebileceğinizi garanti etmeniz gerekiyor. En geç IV. Murat'tan beri devleti aliyye, insanların toplanmasından korkuyor. Bunun için hala kahvelerden sivil polis eksik olmaz. Bunun için dernek pabucu biraz pahalı. Bakalım bu mekanı tutarsak, arkasından ne çıkacak. 7 kurucu üye lazım, 5 yönetim kurulu üyesi, 5 yedek, 3 denetmen, 3 yedek; sayman üye, genel sekreter derken 16 kişi bulmadan dernek kuramıyorsun, bu da ilginç. Halbuki Hanefi fıkhına göre 3 kişiden cemaat oluyor.

Neyse ki memlekette dernek kurmak yasak değil. İzin almaya da gerek yok, sözde; sadece bildirim zorunluluğu var. Uygun yer kiralamayı başarırsan ve resmiyetten bunalmazsan derneği kurabiliyorsun. Devlet korkmuyor eskisi kadar. Sıradan vatandaşlarsa dernek diyince köy derneği anlıyorlar. Yani kendi çapında kumarhane. Köy derneği olmadığını söylediğinde de siyasi teşkilat sanıyorlar. Ya ülkü ocağıdır ya komünist yuvasıdır. Başörtülü arkadaşları görünce de tarikat olduğuna karar veriyorlar. Bunun altındaki devletin işine karışmama yılgınlığını anlayışla karşılıyorum. İlk tuttuğumuz yer için muvakatname yani basit bir imza istediğimiz "halalar" diğer arkadaşlara olduğu gibi bana da son derece kötü davrandılar. Halbuki ben onlara karşılaşabilecekleri en sakin, olgun, ölçülü tavırla yaklaşmıştım. Oğlumu kızlarıyla evlendirecek olsam başarırdım sanırım. Zaten memlekette herkes düğünde, kimse derneğe yaklaşmıyor. Düğün yapacaksan Hıdiv Kasrını veya Çırağan Sarayını bile tutabiliyorsun. Paraya bakar. Ama dernek işi biraz sıkı.

1 yorum:

  1. bende ne oldu dedim o bildiriden sonra ses seda çımadı, bence isabetli olmuş, Allah hayırlı etsin..

    YanıtlaSil