10 Ekim 2010 Pazar

Gavurun Ekmeğine Yerli Malı Yağ

Namaz gönüllüleri diye birşey var. Onu konuşuyoruz üniversite öğrencileriyle. Kantindeyiz. Televizyonda da Fatmagül var. Neyse... Söz söylemeye fırsat bulan herkes "halkımız cahil böyle şeylere ihtiyaç var" türünden şeyler söylüyor. Yine başka bir yerde başka insanlarla Trt Şeş denilen şeyi konuşuyoruz. Yine aynı şeyler... Okuma yazma bilmeyen Kürtler kandırılıyormuş da bu kanal devletin işlediklerini dosdoğru anlatıyormuş. İki meselede de halkın cahilliğine vurgu var. Önce birincisi bakalım, namaz gönüllüsü olmak nasıl birşey ben anlayamıyorum mesela. Sonuçta ramazan ayında televizyonda inşallah maşallah diye diye bir program yapıyorsun ve programın bir yerinde "evet efendim şimdi bir aramız var, malum reklam berekettir" diyebiliyorsun. Bu anlayıştaki insan, program boyunca anlattığı dinin reklama izin verdiğini, böylelikle yücelik gösterdiğini söylemiş oluyor. Halbuki reklam sayesinde, o cümleyi kurmaya mecbur bırakılması ve buna boyun eğmesi sayesinde o koltukta oturuyor. Hocamızın haberi yok, cahil. Hoca cahil yani halk değil. İkinci meselede ise uzun uzadıya konuşmaya gerek yok, umurumuzda değil çünkü Trt Şeş filan. Halkı suçlayarak bir işleyiş temize çıkarılamaz. Aldatılmaya müsait olanlar Türkçe bilen yakışıklı Kürtlerdir. Halklığından rahatsızlık duyan herkes aldatılmanın eşiğindedir.

İslam öncesi Mekke toplumunda Peygamber Efendimiz'e cahil demiyoruz. Okuma yazma bilen, şiirde edebiyatta tozu dumana katan insanlara cahil diyoruz. Cahillik böyle birşey. Türkiye'de eğitim faaliyetleri ne kadar hızlanıyorsa, çeşitleniyorsa cahillik de o derece hızlanıyor, çeşitleniyor. Adam namaz gönüllüsü ve medyanın gücüne inanıyor. Medya ne Allah aşkına? "Kurallarını gavur koysun ama ben kendi oyunumu oynayayım" diyorsun sen. Oynatırlar için rahat olsun. Bu bir güç meselesidir. Senin gücün medyanın gücüne itibar ediyor mu? Önce bunu sormalısın. Ama tabi kendi gücünden haberi olmalı insanın. Ne var bizde, neyi başarabiliriz?Bize bizim gücümüzden haber veren tek şey halktır. Okumuş naneler değil. Halkın içindeyken nelere itibar ediyoruz, neleri reddediyoruz. Buna bakmamız lazım. Halkın içindeyken kıvanç meselesi yahut utanç meselesi bildiğimiz şeylerle kendi zavallı dünyamızdayken değer verdiğimiz şeyler arasındaki ölümcül fark ne? Kadınhanı'nda mesela, bizim ilçede meşhurdur: Üniversite geldi gadınan bozuldu. "Türkiye'de güzel şeyler yaşanıyor" diyenler var. Bir de "gadınan bozuldu" diyenler. Kendi yaşadığımız yerden başlayarak düşünmemiz iyi olur. Ne oluyor? Biz ne taraftayız?
Gavurun ekmeğine yağ sürenler var bir tarafta. Ama bize bu sürdükleri yağın yerli malı olduğunu söylüyorlar. E zaten dünya sisteminin istediği de bu değil mi? Bu ülkede İslam'ın söz sahibi olmasının önüne nasıl geçildi. İslam'a toz kondurmayarak değil mi? O nasıl bir İslam'mış peki.

"Vatan somuttur" u bir kez daha okumalı. Bir kez daha.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder