6 Ekim 2010 Çarşamba

Doğu ve Batı Ayrımı


Cemil Meriç Bu Ülke'de sağ ve sol arasındaki ayrımın anlamsızlığına işaret eder: büyük bir politik pastanın çeşitli tavırlar arasındaki ikili ayrımından ibarettir sağ ve sol garabeti, çünkü bir fikir öne sürebilmek için insanın herhangi bir tarafa meyl etmesi sadece saf bir fizik kuralından ibaret değil, kendini güvende hissedebileceği diğer beyinlerin buluştuğu ikili bir platformdur bu, küçük ayrılıkları bütünleştirir ve bu da insan fikrinin hiçbir zaman delemeyeceği bir akıbeti, ikili fikir zıtlığını getirecektir. Ne yaparsak yapalım, bir kısa bir de uzun var. Beyin algısının üstesinden gelemediği bir görüş hastalığı ikili düşünme. Küçük ve büyük, iyi ya da kötü, bu ikilikler elbette daha da uzatılabilir. Sonuç olarak insan algısının maddeyi bir yerinden kavraması gerekiyor ve bu maddenin tasnifi için, bir yerinden tutup kavramlaştırabilmemiz ya da adlandırabilmemiz için de bir nokta seçmemiz gerekiyor. İşte bu nokta, diyalektik düşüncenin başladığı noktadır; anlamlandırabilmek için insanın ikinci bakışı fişlemesi ve sonra da bunu ilk bulguya karşı konumlaması.


İkili düşünce epistemolojik olarak bir totoloji (burada totolojiden kastım aslında farklı olmayanın sanki bir farklılık olarak sunulması). Eninde sonunda, herhangi bir kavramı anlamlandırabilmemiz için olmayan bir ikilik yaratmak zorundayız; bu da bizi hep bu kavramlaştırdığımız zıtlıklar içinde düşünmemize, bizim belirli bir dünya görüşüne saplanmamıza neden oluyor. Peki, Doğu ve Batı ayrımı da temelde olmayan bir ayrımın epistemolojisine mi denk düşüyor? Yani, çokça klişeleşen Doğu ve Batı ayrımı da ''olmayanın bir ilmi'' mi? Evet, Doğu ve Batı ayrımı yüzyılların önyargısı ve sömürü kültürünün bir ürünü. Bir biat ettirme mekanizmasının olmayan epistemolojik kaidesi. Ama bugün Doğu ve Batı ayrımı sadece sosyolojik ve tarihsel bir ayrımdan öte, politik değeriyle öne çıkıyor. Mesela, Cemil Meriç, sağ ve sol ayrımının anlamsızlığına işaret ederken bu kavramların en temelinde saf birer politik tezahürü savunduğunu da unutuyor. Kültürel ve tarihsel bir hat çizmek için oluşturulan epistemolojik algıyla politik algı birbirlerinden tamamen farklıdır. Politik olan herhangi bir ayrım yaptığında gizliden gizliye bir şeyleri hareket de ettirmeye, yönlendirmeye çalışır. Bu anlamda ikili düşünme, verdiği bilginin ve tasnifin de önüne geçer, bir hegamonya savaşına dönüşür.

Doğu ve Batı ayrımı her ne kadar olmayan bir ayrımın tanımlaması olsa da temelde politik bir kaygıdan hareket ettiği için bu ayrımı haklı kılıyor da diyebilirim. Bu nedenle bu ayrımı kullanmak ve bilhassa tüm bulanık yan anlamlarıyla Doğu'yu savunmak, olmayanın epistemolojisini yüklenmek demek değil, haklı bir savaşı namus meselesine dönüştürmek kadar masum bir inanç. Doğu ve Batı ayrımının, hatta bugün bunun üzerinden yürütülen bir savaşın (Doğu'nun yanında yer alarak) günümüz politik iklimi düşünüldüğünde haklı olduğunu düşünüyorum.

1 yorum:

  1. Doğu'dan yana olmak biraz çekici bir anlama sahip. Olumlu karşılıkları da var düşünce dünyamızda..Ama pek o kadar değil.Kıblemiz Kabe Doğu ve Batı olarak adlandırılan ve zihniyet uzantılarına değin varan coğrafyaların ortasında bir tür "orta halciliği" ifade ediyor kanaatimce.Batı fazlasıyla maddiyatçı doğu fazlasıyla maneviyatçı.Kabe ise bir tür denge hâli....

    YanıtlaSil