Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Popülist Kültür Derneği
Bir de sonuna kadar halk olduğumuzu özetleyen şöyle bir fotoğraf var;
YanıtlaSilhttp://www.incicaps.com/r/6692344055994048457273548452435513757678n-3.jpg/
Merhaba,
YanıtlaSilPopülizmin gayesi, meramı elitleri ve püritenleri halklaştırmak mıdır? Yoksa, popülistler, elitler-püritenlerle birlikte yaşayarak da mutlu olabilirler mi, en azından idare edebilirler mi? Yani, "radikal" yönü mü, yoksa "liberal" yönü mü daha baskın popülizmin, esasen onu merak ediyorum en başından beri.
Mesela, sosyalizmin-komünizmin, en azından kağıt üstünde, iyi tanımlanmış başat bir gayesi var. Herkes proleter olsun. Sınıflar arası farklılıklar yok olsun. Dolayısıyla devlet kurumuna ihtiyaç olmasın falan. Haliyle, sermayeyi proleterleştirmektir, sosyalizm-komünizm.
Liberalizm, fakat, proleterleşme eğilimlerini tırpanlar. Birtakım sus-payları, ödünler vererek sermayenin egemenliğini sürdürmesine ön ayak olur falan...
Bunlar çok açık. Kimin meramının ne olduğu belli, oyunun kuralları belli, en azından kağıt üstünde. Bunları anlama güçlüğü çekmiyoruz o nedenle. Kağıt üstünden bahsediyorum, tabii ki. Şematik düzeyde.
Ama popülizm? Elitler ve püritenler var, ki anti-halk diye anlayabiliriz bunları, gelişmekte olan popülist terminolojiye göre. Fakat ortada kocaman bir soru var. Popülizmin meramı, elitleri ve püritenleri halklaştırmak mıdır?
Öyleyse, popülizm-elitizm veya popülizm-püritenizm karşıtlığında, orijinal olan ne? Tarihsel olarak yani? Yani, sosyalizm-komünizm çizgisinin mütedeyyin bir fraksiyonundan başka bir şeye benzemiyor popülizm, eğer öyleyse ve bu haliyle. Tabii, anahatlar itibarıyla, yani şematik konuşuyorum, ki şema önemli. Yani, şema orijinal değilse, içerik de dönüp dolaşıp daha önce söylenmiş ne varsa onları tekrar etmeye yazgılı, gibi geliyor bana.
İkinci ihtimal: Popülizmin meramı, elitleri ve püritenleri halklaştırmak değil. Öyleyse, popülizm ne işe yarayacak? Elitleri ve püritenleri halklaştırma amacı gütmeyen bir popülizm bir işe yarayabilir mi, onu soruyorum yani. İşe yarayabilir tabii, ama o zaman da liberal yönü ağır basan bir popülizm olur. Compromise?
Ya da, amaç, elitleri-püritenleri halklaştırmak ise, bunun neresi orijinal, bir de onu anlamaya çalışıyorum tüm samimiyetimle.
Kusurlarımız var, yaratılmışız, bu nedenle zaten tanım ve tasarım gereği halkız ve zaten tam da bu nedenle popülistiz diyerek, neyi açıklamış oluyorsunuz, sahiden anlamıyorum.
Bana öyle geliyor ki, "anlamaya çalışan"a popülist desek, sizin tanımınızdan daha anlaşılır oluyor.
Selamlar, saygılar,
Emre Özçelik
popülizm sosyalizm-komünizmden de liberalizmden daha eski batı tarihi açısından. herder gelişkin denebilecek şekilde halk düşüncesini yarattıktan sonradır ki saint simon ancak ilkel denebilecek sözümona sosyalist fikirlerini ortaya attı. türkiyede ise sol ve sağ ideolojiler çoğunlukla halkçılığın görünümlerinden ibaret. en azından iktidar nimetini yeme aşaması dışında kaldıklarında hepsi popülisttirler. türkiyede politik olarak ciddiye alınmanın ölçüsüdür halkçılık. halkçılığın ekonomik doktrini kağıt üzerinde olamaz. ütopik değildir yani. yoksulluğun azaltılmasına yönelik her tedbir popülizmdir mesela. kimden nasıl geldiğini de önemi yoktur. popülistler gözlemcidir, bu da doğru. popülist diğer ideolojilerin mensuplarından farklı olarak sana hayatını ben yaşatacağım gibi bir safsataya inanmaz. sosyalist gelip sana senin sorunun şu der, milliyetçi gelip senin sorunun bu der. popülist sen ne söylüyorsan ondan bir şey anlamaya çalışır. bunun için de etiketi veya partisi olması gerekmez. sosyalizm bir geçim kaynağı, bir sosyalleşme biçimi, hatta sınıf atlama biçimi olabiliyor. islamcılık o hale geldi. onun için popülizm.
YanıtlaSil