Melek popülist psikoloji derslerine devam ediyor. Saat 14-16 arası. Ben de bugün klasik kavramından söz edeceğim. Gelenler kendi hazırladıkları klasikler listelerini okuyacak; klasik, kadim, gelenek, kanon kavramları hakkında konuşacağız. İlk günlerdeki teorik yorgunluğu biraz aştık. Dersler sıkıcı olmaktan kurtuldu biraz. İki saat soyut konuşmak hem benim için hem dinleyenler için yorucu oluyordu. Şimdi biraz daha pratik alandayız, aslında teori dediğimiz de pratiğin sorunlarının giderilmesi çabası değil mi.
Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Yorumlar
Yorum Gönder