Ana içeriğe atla

Sokağın nabzı. Larousse

bir süredir star ana haber'in pek sevilen bir bölümü haline geldi. izlemeyenler için de kısaca özetlemek gerekirse, yoldan gecenlere gündemle ilgili, ya da eski yeni siyasetçilerin isim ve görevleriyle ilgili, devlet kurumlarının isimleri ve ne olduklarıyla ilgili muhtelif sorulardan oluşan bölümü oluşturuyor. alt metnini ise halkın olan bitene duyarsızlığı, ilgisizliği, korkunç (!) cehaleti oluşturuyor. ya, ne çok yaratıcı. o kadar yaratıcı ki haber içersindeki bu röportajlar, emin çölaşan'ın da dikkatini çekmiş, akp'nin aldığı oy oranının faturasının da hesabı, bu gibi durumlara hemen kesilmiş.

söyleyelim, yeni olan bir şey olmadığı gibi, yine belirli kibirlerin ötesine gecemeyen siyasal algının da kendi kendini tatmininden de öte bir durum yok ortada. işin enterasan kısmı ise, söylenmek istenenleri söylemek için bu kadar dolambaçlı yol secmek ve bunun, orijinal bir durum, habercilik olduğunu zannetmek. bu haberi orijinal bulmakla, ülkedeki anti demokratik durumu, ''oyunu kömüre satan vatandaş'' tatmininden öte gecemeyen derin (!) siyasal analizler arasında hiçbir fark yok. olmadığı gibi bu kolaycılık için sokakta, sırtında yüküyle gecen herhangi biri hsyk'yı sular seller gibi bilmeli, adalet bakanını da aklından hiç cıkarmamalı. bilmiyorsa vatandaş, birileri de bir o kadar duyarlı, bir o kadar da bilinçli secmen (!) oluyor. sonra halkın cehaleti üzerine köşelerde neler yazılıyor neler. o soruları yanlış yere soruyorlar, o soruların muhatabı belli.

(Kaynak: Ekşi Sözlük)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akbaba köyü 35 numara

Star tv'de yaklaşık bir ay önce başlayan, projesi Durul Bazan'a ait Gecekondu isimli program seyirciye yeni bir konsept sunuyor. Önceden yazılıp hazırlanmış bir metni olduğundan şüphe duyduğumuz Gecekondu programı güncel olaylara ve konulara eleştirel, saldırgan hatta kimi zaman anarşist bile diyebileceğimiz bir yaklaşım içinde. Zeynep Beşerler gibi süzme elitist, dünyada ne olup bittiğinden habersiz konukların dumura uğratıldığı bu absürd komediyi izlemenizi öneriyoruz. Çevrecilikten, Medyaya "steril" bir takım proje ve yaklaşımların üzerine limon sıkan bu yeni popülist dizi risk alarak ve cesaretle absürdün, politiğin, gündelik hayatın, komedinin ve ironinin sınırlarında dolaşıyor. Cuma gecesi 00.30'da yayınlanan diziyi aynı saatlerde talk show yapan disko krallarının, gece kuşlarının, aştürk baraş'ların izleyip feyz alması hatta belki utanması umulur...

Milli Savaş Hikayeleri

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Milli Savaş Hikayeleri'nde 1914-1924 yılları arasında yaşanan Milli Mücadele günlerinde gerçekleşen bazı trajedik olayları okuyuculara aktarıyor. Milli Mücadele Dönemi Türk halkı için bir kahramanlık ve ıstırap dönemi olmuştur.  Yazar da bunu eserinde ustaca ele almış olduğu olay ve hikayelerle sade ve açık bir şekilde okuyuculara iletiyor. Yazar genelde  Ege bölgesinde meydana gelen olayları ele alıyor.  Özellikle,  Türk tarihi için büyük bir felaket olan güzel İzmir’in işgali ve düşman kuvvetlerinin buradaki halka yapmış oldukları zulüm ve hakaretler büyük bir yer alıyor yazarın “Milli Savaş Hikayeleri” adlı eserinde. Bu işgaller karşısında çaresiz kalan halıkın aciz durumu da tüm açıklığıyla ortaya konuluyor. Kitapta bulunan    bazı hikayelerde de Yunan kuvvetlerinin Batı Anadolu’yu işgali sırasında yerli halka  yapmış oldukları insanlık dışı işkenceler tanıklarıyla belirtiliyor.

Jeep'e binmek, çizme giymek, dar pantolon ve tunik

Yolda yürüyorum, sadece yolda yürüyerek anlayabileceği bir sürü şey var insanın. Ümraniye-Nişantaşı arasındaki mesafeyi bir gün, bir kaç saat içinde katettiğinizde ya da Tunalıhilmi'den Keçören'e ya da Mamak'a doğru (Kızılay üzerinden gitmek suretiyle) yol aldığınızda göreceğiniz şeyler aklınızı ve kalbinizi biraz zorladığınızda sizi inanılmaz tespitlere ulaştırabilir. Jeep'e binmek, çizme giymek, dar pantolon ve tunik görebilecekleriniz içinden en çarpıcıları sadece. Dört ayrı zenginlik göstergesi, dört ayrı imaj.