5 Eylül 2010 Pazar

Ordu mensuplarının siyasi eğilimleri

Eskiden, çok eskiden de değil yakın zamana kadar cihet-i askeriye hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. Ne yerler ne içerler, kimi sever kimden nefret ederler. Tek bildiğimiz İslamcılara hem gaz verip hem düşman listesinde bazen bir bazen iki numaraya İslamcıları yazdıklarıydı. Türk-İslam sentezi ve bone iyiydi de işte başörtüsü ve hakiki İslamcılık fenaydı. Bunun dışında ordu hakkında bildiğimiz fazla bir şey yoktu. 1998 senesinde Hakan Albayrak bana askerlerin Güneydoğuda emre göre köyün bütün kadınlarına tecavüz ettiklerini anlatmıştı. Mehmed'in Kitabı denen Fransız gizli servisince yazdırılmış kitapta mı anlatılıyordu, Hakan birinden mi duymuştu bilmiyorum. Bunun doğruluğuna dair hiçbir delil yok oysa. Bir kıza tecavüz eden erlerin tespiti için terhis olmuş 250 askerin sorgulandığını biliyorum sadece. Asker kızı almak istemiş, kız da varmam demiş. Karakola çekip arkadaşlarıyla birlikte tecavüz etmişler. Aile mahkemeye başvurunca kovuşturma başlıyor vesaire. Bir tek kızın başına gelen saldırıyı 250 kişiyi tek tek bulup sorgulayarak çözmeye çalışan bir yargı sistemi bütün köy tecavüze uğradığında işlememiş, işletilmemiş olabilir mi? Askerler o kadar güçlü mü, yahut güçlü müydü, birdenbire ellerindeki sihirli değnekler nereye girdi? İslamcılarla ordunun dansını çok iyi anlayabilmiş değilim. Nerede duracağımı da bilemedim hiçbir zaman. Halkını ve memleketini seven bir okur yazarın çilesidir bu. Ordu mensuplarının siyasi eğilimleri Türkiye ortalamasına çakışmadıkça da çilemizin biteceğini sanmıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder