Ana içeriğe atla

Dibe vurmak

Yoksul, “basitçe ekonomik bir kategoriden ibaret değildir. Esasen toplumsal ve kültürel kimliğe işaret eder.” Yoksulsunuz, işiniz de yok. Kıyafetleriniz perişan. Büyük bir şehirdesiniz. Size bakan memurlar, çocuklarını sizden uzak tutmaya çalışacaktır. İslamcılar sesli bir şekilde, çok şükür bu durumda değiliz diyecektir. Solcular için zaten önemli değilsiniz, önemli olabilmeniz için iktidar olabilecekleri sözünü bir yerlerden almaları gerekiyor. O zaman elinize bir broşür tutuşturacaklardır. Entel için bu durum şipşak fotoğraflanmak içindir, şık cümlelerle süslenmiş. Hükümet için istatistiksel bir veriden öte değilsiniz seçimlere kadar. İş merkezlerinin önünde bir tehlikeden ibaretsiniz. Televizyonlarda “çok yazık halkımız.” diye anons edilen haberlere konu olacaksınız. Birileri hep sizin adınıza sizin için bir şeyler söyleyecektir. Halka inmek diye bir şey söyleyecekler; halk diptedir çünkü. Devlet size karşı olabileceği kadar zalim davranıyor. Sivil toplum bebeleri hazır olda beklemeniz kaydıyla sizden bahsedecektir. “Bu ülke bir türlü batılaşamadı, hep bu sünepeler yüzünden” sözünün muhatabı hep siz olacaksınız. Laik mi değil mi tartışmasının muhatabı bile değilsiniz; çünkü yoksulsunuz. Yoksuluz, yokluğun öğrettiği çok şeye sahibiz. “Gri renkli çamaşır makinelerini halk ankastre sanıyor.” diyerek sırıtan beyaz eşyacı bayanın sizi anlayacağı yok; ama halk olan annesinin size sunacağı en azından soğuk bir suyu vardır. Bugün ayaktaysak ve varlığımızdan söz ediyorsak bunca haksızlığa rağmen size sunacağı bir bardak suyu olanlar sayesindedir. Susuza bir bardak su sunmak başlı başına bir bilgeliktir. Küçük bir örnek belki, her şeyin insandan büyük algılandığı bir dünyada bize küçük gösterilen birçok şeyin özünde irfan vardır. İrfanı kitaplardan öğrenemiyorsunuz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Taraf, Radikal okuyarak zihni bulanmış İslamcı kardeşlerime

Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...

haydi! sokağa dön.

Dışarda başkaları var, içerde benden başkası yok. Evden çıkasım gelmiyor nefret ediyorum bu durumdan. Evden çıkası gelmeyen insan evde de birşey yapamıyor çünkü. Hakan abi “çok umutsuz zamanlarım da oldu şimdi iyimserim” gibi bir şey söylemişti. 71 doğumlu ama. 40 yaşında söylüyor bunu. Ben söyleyemiyorum. Umutsuzum. Kişisel bi beklentim yok. Mesele o değil. Umutsuzluğum başka şeylerden kaynaklanıyor. Manisa Gördes’te Mehmet Akif Ersoy okulunda öğretmenim. Salı hariç her gün okula gidiyorum. Çocuklara “eraeytellezi yükezzibü…” gibi şeyleri ezberletiyorum mesela. Ümitsizliğim bu yüzden. Bu böyle öğretilmez. Öğretmeyi de canım istemiyor zaten. Başbakan bir yerde çıkıp konuşmasına Türkçe besmeleyle başlıyormuş: rahman ve rahim olan Allahın adıyla. Böyle bir şey de yok. Besmelenin Türkçesi “bismillahirrahmanirrahim”dir. Dedem rahman ve rahim olan allahın adıyla lafından bir şey anlamaz. Ama besmeleden anlayacağını anlar. Ümitsizliğim bu yüzden. Başörtüsünden değil ama başörtülü insanlardan...

Jeep'e binmek, çizme giymek, dar pantolon ve tunik

Yolda yürüyorum, sadece yolda yürüyerek anlayabileceği bir sürü şey var insanın. Ümraniye-Nişantaşı arasındaki mesafeyi bir gün, bir kaç saat içinde katettiğinizde ya da Tunalıhilmi'den Keçören'e ya da Mamak'a doğru (Kızılay üzerinden gitmek suretiyle) yol aldığınızda göreceğiniz şeyler aklınızı ve kalbinizi biraz zorladığınızda sizi inanılmaz tespitlere ulaştırabilir. Jeep'e binmek, çizme giymek, dar pantolon ve tunik görebilecekleriniz içinden en çarpıcıları sadece. Dört ayrı zenginlik göstergesi, dört ayrı imaj.