30 Aralık 2010 Perşembe

Meleğin yeraltı şiirine ilave (taş taştır)

1 yorum:

  1. Klibin özelinde bir şey söylemek isterdim, şöyle ki, klipteki sokaktan bir tür paganizm çıkabilir.

    Dünyada ne dönüyor: Herkesi bir örnek görmeye çalışanlarla, herkesi farklılıklarıyla benimsemeye çalışan 2 gruptan bahsediliyor. Birincisi çeşitli adlarla anılıyor, işte islamcı, mason vs. 2.'sinin ise ortak bir adı var, o da liberaller. En azından insanlara çeşitli filmlerle vesairelerle yansıyan tarafı bu.

    Bu bağlamda Türkiye'de bir Hatay gündemi var. Nedir, cami ile kilise yanyana bir duvar ve yedikleri içtikleri ayrı gitmiyor. Otantik anlamda, bir şekilde yılların yerleştirdiği bir değer olarak, oturmuş bir şey olarak en azından kaale alınabilir. Veya şu denebilir, yıllarca Suriye mevzusundan dolayı diken üstünde olunan bir bölgeyi, şimdi konjönktürel anlamda kullanmanın bir vesilesi doğmuş olabilir. Ancak Türkiye böyle değil tabii ki. Ömrü hayatında kilise görmemiş, çan sesi duymamış insanlarımızın çoğunlukta olduğuna inanıyorum. Şimdi yeni dünya düzeni duyun dediyse duymak zorunda mı kalacağız? Hani bir yerde bir topluluk olur, onun ihtiyaçları anlaşılır, ama bu genellemenin alemi nedir..

    Cem TV'de alevi törenlerini izlerken, hep bir mahalle vurgusu var mesela. Bu folklorik bir şey hakkaten. Ama işte cami her yerde cami. Dünyanın her yerinde bu böyle.

    Çünkü şöyle bir mevzu var artık, içip dağıtan insanların da kendine has bir sokağı var. Yukarıdaki grubu bize tanıtan gastenin verdiği DVD, Fatih Akın'ın son çektiği filmin DVD'si. İstanbul: İki köprü arasında, modern İstanbul'un parçalı yapısını, müzik gruplarıyla anlatan bir DVD. Bu popülizme bir materyal sağlar kuşkusuz, ancak bunu şiire yamarken, bi durup düşünmek gerekir, derim.

    YanıtlaSil