19 Şubat 2011 Cumartesi

Sokağın nabzı. Larousse

bir süredir star ana haber'in pek sevilen bir bölümü haline geldi. izlemeyenler için de kısaca özetlemek gerekirse, yoldan gecenlere gündemle ilgili, ya da eski yeni siyasetçilerin isim ve görevleriyle ilgili, devlet kurumlarının isimleri ve ne olduklarıyla ilgili muhtelif sorulardan oluşan bölümü oluşturuyor. alt metnini ise halkın olan bitene duyarsızlığı, ilgisizliği, korkunç (!) cehaleti oluşturuyor. ya, ne çok yaratıcı. o kadar yaratıcı ki haber içersindeki bu röportajlar, emin çölaşan'ın da dikkatini çekmiş, akp'nin aldığı oy oranının faturasının da hesabı, bu gibi durumlara hemen kesilmiş.

söyleyelim, yeni olan bir şey olmadığı gibi, yine belirli kibirlerin ötesine gecemeyen siyasal algının da kendi kendini tatmininden de öte bir durum yok ortada. işin enterasan kısmı ise, söylenmek istenenleri söylemek için bu kadar dolambaçlı yol secmek ve bunun, orijinal bir durum, habercilik olduğunu zannetmek. bu haberi orijinal bulmakla, ülkedeki anti demokratik durumu, ''oyunu kömüre satan vatandaş'' tatmininden öte gecemeyen derin (!) siyasal analizler arasında hiçbir fark yok. olmadığı gibi bu kolaycılık için sokakta, sırtında yüküyle gecen herhangi biri hsyk'yı sular seller gibi bilmeli, adalet bakanını da aklından hiç cıkarmamalı. bilmiyorsa vatandaş, birileri de bir o kadar duyarlı, bir o kadar da bilinçli secmen (!) oluyor. sonra halkın cehaleti üzerine köşelerde neler yazılıyor neler. o soruları yanlış yere soruyorlar, o soruların muhatabı belli.

(Kaynak: Ekşi Sözlük)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder