100 + demem lazım aslında. En küçük hesabın 100 lira olduğu zengin kafeleri yani. İslamcı arkadaşlarımın kahve, pardon kapuçino içme merakını bildiğimden (!) tabii karşılamam lazım; ama kazın ayağı öyle değil tabii. Halkın giremeyeceği, bırak girmeyi yanından bile geçemeyeceği, hatta varlığından bile haberdar olmadığı bu kafelerde ne arıyor İslamcı biraderler? Ben bunu sorarım. Kafe sosyologluğu mu yapıyorlar? Biz de seçkin sınıfa dahil olduk, şişko olsak da Adidas eşortman giyebiliriz... mi demek istiyorlar. Ben bundan sadece "şişkoyuz" anlıyorum. 100 liralık kafeler paranı alır; eşeklik baki kalır.
Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Yorumlar
Yorum Gönder