kerbela ağıdını dinliyordum. birşey dikkatimi çekti. ağıdın bir yerinde, "nalet olsun yezid"e diye bir cümle geçiyor. annem de lanet okumaz, illa okuyacaksa nalet okur. biliyorsunuz peygamberimiz lanet okumaktan men ediyor müslümanları -istisnalar konumuzun dışında.-güzel halkımız da dindar olduğu için lanet okuyamıyor, fakat öfkesini de yenemiyor ne yapsın, icad ediyor; nalet. buna l-n değişimi, göçüşme, metatez filan diyen andavallar çıkabilir. asıl göçüşme onların beyninde. dili sosyal anlamından soyutlarsanız öyle dersiniz tabii. naletin insanın içini daha bi soğuttuğu, kandırdığı yolunda bir başka görüş de var ama ben ilkine itibar etmekten yanayım.
Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Yorumlar
Yorum Gönder