Bu blogda yapılabileceklerden biri nerde bulunduğumuzdan haber vermektir. Arkadaşların çoğunun yazma sıkıntısı, hatta afedersiniz kabızlığı çektiğini biliyorum. Gene de kimiz biz, nerde yaşıyoruz, neler oluyor; ne düşünüyoruz, bunun bir güncesi de olabilir Popülist Blog. Dünyada ne oluyor, Türkiye'de ne oluyor, İstanbul'da ne oluyor? Gözlemler, teemmüller, analizler... Popülizm hayatın ta kendisi olduğu için, insan merak ediyor gazetelerin söz etmediği, sosyolojinin ulaşamayacağı bir semtte, bir sokakta, bir okulda, vakıfta neler yaşandığını. Benim eski projemdir biliyorsunuz, Alibeyköy'de ne olduğu ancak Acıbadem'de ne olduğuyla direkt bağlantılıdır. Eyüp'te, GOP'ta nabzı atmayan, kana karışmayan bir siyasi partinin seçim kazanması mümkün değildir. Bunları konuşalım. Konuşalım ama.
Üstelik kalkıp acaba neden Kürtçe konusunda fetvayı cevaz vermiyoruz diye üstümüze geliyorlar. 1. Kürtçenin resmi dil olması teknik olarak imkansıza yakındır. 2. Şart da değildir; bir katkısı olmayacaktır. 3. Kültürle veya sivil alemle hiçbir ilgisi yok, direkt olarak Türkiye-Avrupa gerginliği tarihinde bir momentumdan ibarettir. Tasfiye veya Hece dergilerini çıkaranların bunları anlayacak zihin açıklığı ve dürüstlüğe sahip olmadığı belli, siz dinleyin bari. Söylediklerimin ulusalcılıkla, Türkçe meftunluğuyla bir ilgisi yok. Kürtçe birçok insanı şu veya bu nedenle rahatsız edebilir. Beni etmiyor. Kürtçeye birçok insan şu veya bu nedenle sempati besleyebilir, ben beslemiyorum. Çocukluk atmosferimde işitmeye alışık olduğum dillerden biri olduğu için Kürtçe bana doğal geliyor, hepsi bu. Doğal ve yörel. Dolayısıyla da neden Kürtçe'yi yüzlerce diğer yörel dilden ayırdederek savunmam yahut övmem gerekiyormuş, anlamıyorum. Sivil olarak anlamıyorum yani. Sivil hayatta, Terekemece veya Kar...
Yorumlar
Yorum Gönder