14 Ocak 2011 Cuma

AGH mı, ANİH mi?

Avrupa Gönüllü (gavurlaştırma) Hizmeti, Avrupa'nın hoş ve suya sabuna karışmıyormuş gibi gösterilen büyük bir tezgahı, kumpası, tuzağı. Kültürel ve ekonomik anlamda. 20. yüzyıldaki değişimlerle ABD ve Çin'e kaptırdığı kapitalist sistemin hakimiyetinden aldığı pasta payını artırmak için çarka dahil ettiği insanlardan seçtiklerini ekonomik sistemine dahil ediyor Avrupa. AGH değil yani olması gereken adı: ANİH (Avrupa Nitelikli İşçi Hareketi). Her ne kadar bu harekete mensup insanlarda hiçbir üstün şart aranmıyor gibi görünse de, bir defa buna katılmayı göze alanlar ekonomik ve kültürel anlamda burjuvalaşma / tektipleşme / hümanistleşme temayülünde olan dünya vatandaşlarından oluşuyor ağırlıkla. Bir eğitim programı olmaması ise tamamen kültürel dogmalarını daha rahat sindirtebilmeleriyle ilgili. Çünkü Avrupa'ya eğitim için giden insanların gittikleri yerde takındıkları zihnen ve günlük yaşayıştaki liberal tavır; kültürün massedilmesinde engel teşkil ediyor. Bireyin tutum alışı ve geçirgenliğine bağlı yani deformasyona tabi olup olmayacağı. Fakat homofobiklerle mücadele etmek, yaşlılara bakmak, eski binalarda amelelik yapmak gibi numrelerle AGH'ın öne çıkardığı kültürel ve insanî niyeti / hristiyâni masumiyeti sonucunda katılımcılar bir niyet okuması yapmıyor. İnsanlığa faydalı olmak, yeni kültürler öğrenmek / deneyimlemek birinci vazifemiz ne de olsa (!). Deformasyonun etki alanını artıran en büyük somut etken ise katılımcılardan para talep etmemeleri. Böylece yoksulların da Batı, yeni kültürler rüyaları gerçeğe dönüşme imkanı buluyor.

Buraya kadar sözünü ettiklerim daha ziyade, katılanların zihnini sömürgeleştirmek üzerine yapılan hesaplar. Avrupa'nın ekonomik anlamdaki çıkarı ise özellikle uzun dönemli katılımcılardan sağlanıyor. Bir defa bir yıl süreyle insanların bedenini / emeğini sömürüyorlar ücret vermeden. Esas tuzak ise şurada: katılımcılar çok yüksek bir oranda üniversite mezunu / öğrencisi ve yabancı dil bilgisi olan insanlardan oluştuğu için "nitelikli işçi" statüsündeler. Hatta işçi bile değil, yeni uydurdukları kavramla: işgören. (İşçi deyince kaba oluyormuş). Beleşe bir süre çalıştıktan sonra insanların eğitim ve becerileri Batılı adamın dikkatini çekerse derhal -gayri nizami- ikna odaları kuruluyor ve bulundukları yerde sürekli çalışmaları sağlanıyor. Bu sağlanamasa dahi katılımcı ülkesine döndükten sonra aklında hep tekrar gitmek kalıyor yahut ülkesinde Batılı adamın etiğiyle çalışmayı prensip ediniyor. Böylece "Avrupa Nitelikli İşçi Hareketi" gizli amacına ulaşıyor. Yani katılanlar gönüllü gavurları olarak Avrupa'nın, ABD ve Çin'le ekonomik rekabetine omuz veriyor ve hem zihnen hem bedenen sömürülmelerine razı oluyorlar. Gavurluğa lüzum yok. Gitmeyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder