20 Ocak 2011 Perşembe

Konumuz depresyon

Daha önceki haftalarda Türkiye'de psikoloji ve psikiyatri anlayışlarına bakmaya ve uygulamalarıyla ilgili genel bir çerçeve çizmeye çalıştık. Psikologların ve psikiyatrların halka bakışını, bu bakıştaki problematik denebilecek tarafları tartıştık. Halk ve ruhbilim arasında neden ciddi bir mesafe olduğunu, bunun sebebinin psikolojinin kendisinden mi yoksa uygulayıcılarından mı kaynaklandığını anlamaya gayret ettik. Görünen o ki halk ve psikolji ilişkisi tarih, sosyoloji ve kültür göz önünde bulundurulmadan, halkın yaşayışına ve değerlerine kafa yorulmadan tesis edilemeyeceğe benziyor. Hastalıkları tanımlamak ve şematik tedavi yöntemleri geliştirmek modern tıbbın bir kolu olan psikiyatri için pratik görünüyor. Biz bunun ötesine nasıl geçebiliriz bunu araştırmaya çalışıyoruz.
Bu haftaki konumuz depresyon. Depresyonun tanı kriterleri ve tedavi biçimleri. Bu kriterlerin ve tedavi biçimlerinin halkla ilişkisi ya da ilişkisizliği. Depresyonun Türkiye coğrafyasında ne anlama geldiğini, halkın depresyonunun olup olmadığını tartışacağız. Batılı anlamda depresyon tanımıyla bizim anladığımız anlamda depresyonun farklarını, kişinin kendi koşullarından bağımsız bir depresyon tanımının yapılıp yapılmayacağını, coğrafyanın, tarihin ve sosyolojinin ve hatta ekonominin insan varoluşunu nasıl etkilediğini, psikolojinin bunlardan bağımsız algılanamayacağını düşünerek gelirsek verimli bir konuşma ortamı oluşturabiliriz. Depresyonun modern psikoloj içinde nasıl tanımlandığı ve tedavi önerilerinin neler olduğu kısmı bende siz diğer kısma kafa yorun. (Bunu ben psikolojiden anlamıyorum teorik olarak bilmiyorum gibi sıkıntılar yaşayan arkadaşlar için söylüyorum. Bu konuşmaya gelmemeniz için bahane olmasın. Biz işin teorik kısmından ziyade pratik, canlı kısmıyla ilgileniyoruz. Bu sadece Popülist Psikoloji dersleri için de değil, yapıp ettiğimiz her şey için böyle.)
Cumartesi 14'te bekleriz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder