12 Ocak 2011 Çarşamba

Kafir ve katil

Hilal Kaplan, Google öyle diyor.
Taraf gazetesinde yazan Hilal Kaplan'la Twitter'da küçük bir sürtüşmemiz oldu. Kaplan, Hrant Dink konusunda hepimizi utanmaya davet ediyor. Bu saçma davete aksül amel gösterdim. Ama hadisenin aslını, amelin büyüğünü Taraf'ta "Ya katillerin safındasınız..." başlığı altında işlemiş Kaplan. Hrant Dink'in resmine rabıta yaparak yazmış yazıyı. Taraf'a abone olmadığım için yazının başlığı ve resme rabıta konusu dışında ne yazdığını bilmiyorum Hilal Kaplan'ın. Okumaya gerek olduğunu da sanmıyorum, en azından benim için şart değil. Beni ilgilendiren bir Müslüman olarak bir siyasi cinayette ya katilin ya maktulün safında olmaya zorlanmak. Saf iki manaya gelir. Savaşta ve ibadette saf tutarsınız. Ermenilerle ya da Türkiye Cumhuriyeti'yle savaşta değilim. İbadet esnasında birlikte saf tutacağım insanlar da kafirler değil Müslümanlar, müminlerdir. 
Dolayısıyla "Ya katillerin safındasınız..." ehli İslama bir saldırı gibi görünüyor gözüme. Neden kafirlerin safında yer almak istemediğim için bir cinayet şebekesinin safında olayım ki? Öldürülen kafir de olsa, Hrant Dink cinayetini ne kalben ne kafa olarak onaylamıyorum. Bunun nifaka yol açacağı yıllar öncesinden belliydi. Bu işi yapan ve yaptıranların büyük bir belaya yol açtıkları ortadadır. Bakın işte Müslümanlar birbirlerini katillerin safında olmakla filan suçlamaya da başladılar. Ne münasebet. Bugüne kadar İslam ümmeti siyasi cinayetlerin hiçbirinin safında olmadı. Her siyasi cinayet münafıklığa yol açtı. Öldürülen kim olursa olsun. Saf tutmak yerine uzak durmayı ve sabırlı olmayı tercih etti halk. Sokağa çıksın Hilal Kaplan, hangi parti ve görüşe mensup, hangi hayatı yaşıyor olursa olsun herhangi insanlara sorsun. 1) Hrant Dink cinayetini onaylıyor musun? 2) Bu cinayet nedeniyle kafirlerin tarafını tutar mısın? Hilal Kaplan gibi insanların durumu 0-2 durumudur. Üçüncü golü yediklerinde bu maç bitecek. Müslümanları ilgileri olmayan şeylerle itham eden ve kafirlere şirin görünme sevdasındaki Müslümanların sonu yaklaşıyor.

5 yorum:

  1. liberalliğin künhüne vakıf oluşum bu bacımız sayesindedir. her yol yürünebilir.

    http://www.derindusunce.org/2009/11/19/alevileri-suclamak-kolay/

    "Çığlıklar atan, tekbir getiren"

    YanıtlaSil
  2. sözü fazla uzatmadan, sonda diyeceğimi en başta diyeyim: ağzına sağlık.
    hiç kimse hunharca öldürülmeyi hak etmiyor; bu doğru. ama bu coğrafyanın insanı o kadar fazla "unutulmaması gereken ölüm"le karşılaştı ki, gerçek anlamda "sabr" kelimesinin işaret ettiğine uyarak gözyaşlarını içine akıtmayı bildi. gözyaşları ve acılar üzerinden inşa edilebilecek tek şey düşmanlıktır. bugün kalkıp kendilerine demokrat diyen insanların önerdikleri şey, eğer düşman olmak, düşman saflarını tespit etmekten ibaretse, hiç kimse kusura bakmasın merhum dink'e sıra gelmez bile.
    mehmet talat yılmaz

    YanıtlaSil
  3. bu arada "sonu yaklaşır"da kasıt devri kapanıyor anlamındadır. artık tamamen serbest kalacaklar ve söylediklerini, yaptıklarının, şovlarının bir önemi kalmayacak. halkevciler gibi olacaklar.

    YanıtlaSil
  4. merhum dink olmaz. merhum Dink'de olmaz. Merhum Dink'te olmaz. sorun noktalama veya gramer değil yani. Müsümanlar ölülerinden merhum diye bahsederler. rahmetli demek merhum. oradaki rahmet Allah'ın rahmetidir ki biz ölülerimiz için Allah'ın rahmeti üzerine olsun, Allah rahmet etsin diye dua ederiz. Müslüman olmayanların ölülerinden söz ederken rahmetli veya merhum veya Allah rahmet etsin demeyiz. eskiler bunu itikatla alakalı sayıyorlar ki çok yanlış değil, yani aslında hiç yanlış değil galiba. Müslüman olmayan bir ölüyle ilgili iyi niyet besliyorsak bizim geleneğimizde bir laf var onu söylüyoruz. toprağı bol olsun. yani illa bir iyi niyet göstereceksek, ölen kişiyle ilgili iyi birşey söyleyeceksek, toprağı bol olsun diyoruz. o olur.

    YanıtlaSil
  5. müslüman olmayan vefat etmiş bir kişiden söz ederken, merhum ya da rahmetli yerine genellikle "müteveffa" denir.

    YanıtlaSil