17 Ocak 2011 Pazartesi

Kahramanlık mümkündür, The road

The Road bir kahramanlık filmi. Amerika'dan bizi bulmuş bir kahramanlık filminden bahsedince pek sıra dışı bir durumdan bahsetmiyor olabiliriz, ve fakat sıradanın kahraman olduğu, en akıl almaz koşullarda, basit bir adamın ortaya koyabildiği bir kahramanlıktan bahsediyoruz. Dünya, bir felaketin ardından bildiğimiz anlamından sapmış, yok olmanın eşiğine gelmiştir, her daim kapalı, soğuk bir hava, etrafı saran ölü bitki örtüsü, insanın 'kendisinden' başka yiyecek hiçbir şey bulamadığı bir ortamda bir babayla oğlun, ülkenin güneyine inme yolculuğunu, o uzun yolu anlatıyor. Filmin takdire değer yanı, amerikan afra tafralarına pek meyil etmemesi, sadece eskiden Amerika olan bir yeri, eskiden amerikalı olan insanları görüyoruz o havaya dair. Ki film bundan öncesinde şöyle böyle mutluyduk sahnelerini çok kısa, sadece babanın rüyalarında, aile mutluluğu şablonunda önümüze sunmuş.

Meşhur orman kanunlarının hüküm sürdüğü ormansız bir dünya. İnsanın kurdu insanlar, ve baba oğul. Bu içerikten dramatik pozlar önümüze sürülecek, hazırlıklı olalım, ama bu pozlar için sinemaya değer vermeye başladığımızı hatırlayınca, yani bizi sinemaya çekenin duvarlarla örülü, aşılmaz naiflik, minimallik dalgaları değil de, yüksek sesli, kuvvetli duruşların olduğunu hesaba alınca dayanılmaz şeyler görmüyoruz, aksine olaylar ve onun sonuçlarını izleyebiliyoruz. Muğlak değil mutlak, böyle diyelim evet, baba-oğul, kıyamet sonrası dünya, kahramanlık mümkündür. İzleyin, annem izledi ve ağladı, bu önemli bir eşiktir.

1 yorum: