3 Ağustos 2010 Salı

Politikayı "Siyaset Akademisi"nde mi öğreneceğiz?

Resmi siyaseti öğrenemeyiz. Kıç yalamayı, ayak kaydırmayı öğrenirsek ölmüşüz demektir. Biz ayakta kalmayı ve kanmamayı öğrenmek zorundayız. Gayri resmi siyaseti öğrenmeliyiz yani. Şahsen Gramscigil, sivil popülist bir anlayışa sahip olduğum için politikanın her yerde ve her zaman var olduğunu, araya sızanların gözle görülenlerden daha çok şey öğrettiğini düşünüyorum. İki insan arasındaki duygusal ilişkilerin bile nasıl da kimliklerine, aidiyetlerine, çevreden edindikleri imkan ve kabiliyetlere, güce bağlı olduğunu görebiliyorum. Kimin kime ne için kandığını gördükten sonra insanın kafasında hayatla ilgili bütün büyü bozuluyor. Kendi yaşadıklarını bile tiye alarak yaşamaya başlıyorsun. Böyle bir insan tam politiktir ve Aristotelyen bir mutluluk yaşayamasa da (ona geleceğiz) kendisiyle tutarlı, açık ve özgür bir varlık olmanın güvenini yaşamasının önünde engel yoktur. Politika, güvensiz bir dünyada güvenlik alanı yaratmaktır. Tasavvuf, anarşi ve halkçılık bu tür politikanın farklı tarihsel isimleridir. Anarşist veya derviş olmak bugün için tam gerçek sayılmaz. Ama halkçılık mümkündür. Bunu konuşalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder